Kanada Başbakanı Carney, ABD Bağımlılığını Azaltmayı Hedefliyor
Kanada Başbakanı Carney, ABD’ye olan ticari bağımlılığı azaltarak yeni bir küresel ticaret düzeni oluşturmayı amaçlıyor.
Kanada Başbakanı Mark Carney, ülkesinin ABD’ye olan yüksek ticari bağımlılığını azaltmak amacıyla Çin ile daha yakın işbirliği yapmayı ve sınırlı sayıda ülkeyi kapsayan yeni ticaret anlaşmaları gerçekleştirmeyi hedefliyor. Ancak uzmanlar, Kanada ekonomisinin hala büyük ölçüde ABD’ye bağlı olmasının bu stratejiyi kısıtladığına dikkat çekiyor.
Carney, ABD Başkanı Donald Trump’ın uyguladığı tarifelerin ticari dengeleri bozmasının ardından, Kanada’yı ABD merkezli olmayan yeni bir küresel ticaret düzeninde önemli bir aktör olarak konumlandırmayı amaçlıyor. Geçtiğimiz hafta, Avrupa’daki müttefiklerinin ötesine geçerek Çin ile bir anlaşma imzalayan Carney, Trump’ın dış politikasının daha agresif hale gelmesiyle birlikte ticaretin çeşitlendirilmesinin acil bir öncelik haline geldiğini vurguladı.
Trump’ın Danimarka üzerindeki iddiaları, Avrupa Birliği’nin de karşı adımlar atmasına neden oldu. Carney, Davos’a gitmeden önce yaptığı açıklamalarda, çok taraflı ticaret düzeninin zayıfladığını belirtti. Doha’da yaptığı konuşmada, “Kurallara dayalı çok taraflı sistemler, ABD dahil birçok ülkenin kararlarıyla aşınıyor” dedi. Bu bağlamda, az sayıda ülkeyi kapsayan ‘plürilateral’ anlaşmaların daha gerçekçi bir ilerleme sunabileceğini savundu.
Carney, Kanada’nın Avrupa Birliği ile Pasifik ülkeleri arasında köprü rolü üstlenebileceğini ifade ederken, yeni savunma ve yatırım işbirlikleri üzerinde de çalışıldığını kaydetti. Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand ise, belirsizlik döneminde Kanada’nın öne çıkacağını ve liderlik yapacağını söyledi.
Ancak rakamlar, Carney’nin karşılaştığı zorlukları ortaya koyuyor. Avrupa Birliği, mal ihracatının %20’sinden fazlasını ABD’ye yaparken, Kanada’nın ihracatının yaklaşık %70’inin hala ABD’ye gittiği görülüyor. Export Development Canada’dan ekonomist Prince Owusu, Kanada’nın ABD’ye ihracatını %10 azaltabilmesi için, Çin, Almanya, Fransa, Meksika, İtalya ve Hindistan gibi ülkelere yaptığı ihracatı iki katına çıkarması gerektiğini belirtti. Carney, önümüzdeki on yıl içinde Kanada’nın ABD dışı ihracatını iki katına çıkarma sözü verdi, ancak ekonomistler bunun için Çin’in kritik bir rol oynayacağına dikkat çekiyor.
Carney, geçen hafta Katar’ı ziyaret eden ilk Kanada başbakanı oldu ve 2017’den bu yana Çin’i ziyaret eden ilk başbakan olarak dikkat çekti. Pekin’de yaptığı açıklamada, Çin’in son dönemde ABD’ye kıyasla daha öngörülebilir bir ortak haline geldiğini ifade etti. Ancak uzmanlar, Çin ile hızlı bir entegrasyonun uzun vadeli ekonomik istikrar açısından riskler taşıyabileceği konusunda uyarıyor. McMillan hukuk bürosundan William Pellerin, Çinli üreticilerin Kanada pazarını hızla doldurabilecek kapasiteye sahip olduğunu belirtti.
Resmi verilere göre, Kanada’nın ABD’ye olan ihracat payı Ekim ayında pandemi yılları dışında tarihin en düşük seviyesine geriledi. Ancak ABD, toplam ihracatın %67,3’ünü oluşturmaya devam ediyor ve Kanada petrolünün %90’ı ABD’ye gönderiliyor. Ekonomistler, ABD’nin ihracat payının kısa vadede anlamlı bir şekilde düşmesini zor görüyor. Özellikle bu yıl ABD-Meksika-Kanada Anlaşması’nın yeniden müzakerelerine ilişkin belirsizlik, şirketleri temkinli davranmaya itiyor.
Carney yönetimi, Çin ve Katar’ın yanı sıra Ekvador ve Endonezya ile ticaret anlaşmaları imzaladı ve Birleşik Arap Emirlikleri ile yatırım anlaşmaları gerçekleştirdi. Ticaret Bakanı Maninder Sidhu, sıradaki hedeflerin Filipinler, Tayland, Mercosur ülkeleri, Suudi Arabistan ve Hindistan olduğunu açıkladı. Sidhu, “Normalde Kanada yılda bir ticaret anlaşması imzalar. Biz bu süreci hızlandırmak istiyoruz” dedi.




