ABD Yüksek Mahkemesi, Trump’ın Ekonomik Yetkilerini Sınıyor

ABD Yüksek Mahkemesi, Trump’ın Fed üyesi Lisa Cook’u görevden alma girişimini değerlendirerek ekonomik yetkileri test ediyor.

ABD Yüksek Mahkemesi, Başkan Donald Trump’ın Federal Reserve (Fed) Yönetim Kurulu üyesi Lisa Cook’u görevden alma çabasını değerlendiriyor. Bu durum, yalnızca bireysel bir atama krizini değil, aynı zamanda Amerikan merkez bankasının siyasi baskılardan ne ölçüde korunabileceğini de sorguluyor. Dava, Trump’ın ekonomi politikaları üzerindeki yetki sınırlarının test edildiği önemli bir dönüm noktası olarak öne çıkıyor.

Mahkeme, Trump’ın ikinci başkanlık döneminin başlarında Fed’in siyasi müdahalelerden korunması gerektiğine dair önemli sinyaller vermişti. Çarşamba günü, mahkemenin Trump’ın Lisa Cook’u görevden alma girişiminin hukuki dayanağını incelemesi, bu tutumun ilk ciddi sınavını oluşturuyor.

Para politikası açısından kritik bir öneme sahip olan bu dava, Trump’ın ekonomi üzerindeki etkisini artırabilecek başka bir hamlesinin Yüksek Mahkeme gündemine taşınması anlamına geliyor. Mahkeme, aynı zamanda Trump’ın küresel gümrük tarifeleri ile ilgili kararlarını da değerlendirmeye devam ediyor. Her iki davada da nihai kararların haziran ayı sonuna kadar açıklanması bekleniyor.

Altı muhafazakâr ve üç liberal yargıçtan oluşan Yüksek Mahkeme, Trump’ın başkanlığa dönüşünden bu yana acil başvurularda genellikle Beyaz Saray lehine kararlar vermiştir. Ancak hukukçular, bu davalarda mahkemenin daha temkinli bir yaklaşım sergileyebileceğine dikkat çekiyor. Eski Adalet Bakanlığı hukukçusu John Yoo, merkez bankası bağımsızlığının zedelenmesinin ciddi ekonomik sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor ve yargıçların bu riski göz ardı etmeyeceğini düşünüyor.

Hukuk çevreleri, Yüksek Mahkeme’nin ABD ekonomi politikalarına bu denli doğrudan müdahil olmasının, en son 1930’larda Roosevelt’in New Deal programı döneminde yaşandığını hatırlatıyor. Columbia Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Kathryn Judge, Fed bağımsızlığı ve tarifelerle ilgili davaların, başkanın ekonomik kararları tek taraflı biçimde belirleme gücünün sınırlarını çizeceğini vurguluyor.

Lisa Cook, Ağustos ayında Trump’a karşı dava açmıştı. Trump, Cook’un Fed’e atanmasından önce mortgage dolandırıcılığı yaptığını öne sürerken, Cook bu iddiaları reddederek asıl amacın para politikası tercihleri nedeniyle kendisini görevden almak olduğunu savunuyor. Cook, Joe Biden döneminde atanan ve Fed Yönetim Kurulu’nda görev yapan ilk siyah kadın üye olma özelliğini taşıyor. Benzer bir tartışma Fed Başkanı Jerome Powell için de gündemde. Trump yönetiminin başlattığı ceza soruşturmasını “siyasi baskı aracı” olarak niteleyen Powell, bunun merkez bankasının bağımsızlığına zarar vereceğini ifade ediyor.

Eleştirmenler, Trump yönetiminin Cook ve Powell’a yönelik hamlelerinin, Kasım ara seçimleri öncesinde faizleri aşağı çekme hedefinin bir parçası olduğunu savunuyor. Yüksek faizler ve hayat pahalılığı, seçmen davranışını doğrudan etkileyen başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Chicago Üniversitesi’nden Steve Schwinn, “Trump yönetiminin her yeni hamlesi, mahkemenin bağımsız bir Fed’in neden hayati olduğunu daha net görmesine yol açıyor” değerlendirmesinde bulunuyor.

1913 tarihli Federal Reserve Act, Fed yöneticilerinin yalnızca “haklı gerekçelerle” görevden alınabileceğini hükme bağlıyor. Yasa, açık biçimde politika anlaşmazlıklarını görevden alma nedeni olarak kabul etmiyor. Washington’daki bir federal yargıç, Trump’ın ileri sürdüğü iddiaların Cook’u görevden almak için yeterli olmadığına hükmetti. Temyiz mahkemesi de Trump’ın kararın durdurulması talebini reddetti. Bunun üzerine dosya Yüksek Mahkeme’ye taşındı. Yargıçların daha önce benzer korumaya sahip bazı kamu kurulu üyelerinin görevden alınmasına izin vermesine rağmen, Fed için istisna yaptıkları dikkat çekiyor. Mahkeme, daha önceki bir kararında Fed’i “benzersiz yapıya sahip, yarı-özel bir kurum” olarak tanımlamıştı.

Uzmanlara göre Cook davası, Trump’ın ekonomi üzerindeki etkisini genişletip genişletemeyeceği konusunda emsal oluşturacak. Mahkemenin Fed bağımsızlığını koruma yönünde alacağı bir karar, yalnızca ABD için değil, küresel piyasalar açısından da belirleyici olabilir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu