Prof. Dr. Türkeş: Yangın Riskinde Sıcaklık Tek Başına Yetersiz
Prof. Dr. Türkeş, yangın riskinin sadece aşırı sıcaklarla sınırlı olmadığını vurguladı. Kuraklık ve rüzgar gibi faktörler de önemli.
Son günlerde Türkiye’deki hava koşullarının büyük orman yangınları açısından daha az tehlikeli olduğunu ifade eden Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, ancak yılın en sıcak günlerinin ve büyük yangınların çoğunun 15 Temmuz ile 20 Ağustos tarihleri arasında meydana geldiğini hatırlatıyor.
Türkiye, 25 Temmuz 2025 tarihinde Şırnak’ın Silopi ilçesinde 50.5 derece ile yeni bir sıcaklık rekoru kırmıştı. 2026 yaz mevsimi ise atmosferik koşullar açısından 2025’ten oldukça farklı bir seyir izliyor. Türkeş, Türkiye’nin kuzeybatı, kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde hâlâ etkili olan yağışlı hava sistemlerinin, kentsel ısı adası etkisinin ve sıcak hava dalgalarının olumsuz etkilerini azalttığını belirtiyor. Ancak, büyük orman yangınlarının oluşumu açısından hava koşullarının son günlerde daha az tehlikeli olduğunu vurguluyor.
Yaz aylarında büyük orman yangınları haberi duyulduğunda genellikle “Aşırı sıcaklar yangına neden oldu” ifadesinin kullanıldığını belirten Türkeş, bu ifadenin gerçeği tam olarak yansıtmadığını ifade ediyor. Büyük orman yangınlarının, tek bir hava olayı yerine, doğanın bir araya getirdiği birçok faktör ve insan etkilerinin bir sonucu olduğunu dile getiriyor. Yangınları bir yapboza benzeten Türkeş, eksik bir parçanın bütün resmi tamamlayamayacağını, yangınların oluşumunda sıcak havanın tek başına yeterli olmadığını, kuraklık, düşük nem, kuvvetli rüzgarlar ve kuru bitki örtüsünün de aynı anda etkili olduğunu vurguluyor.
Türkiye’nin Marmara, Ege ve Akdeniz bölgeleri, Akdeniz ikliminin etkisi altında yangın riski yüksek olan alanlar olarak öne çıkıyor. Bu iklimin belirgin özelliği, kışların yağışlı, yazların ise sıcak ve kurak geçmesidir. Türkeş, iklim değişikliği nedeniyle yaz mevsiminin daha erken başladığını, daha uzun sürdüğünü ve daha sıcak geçtiğini belirterek, bu durumun yangın riskini artıran bir etken olduğunu ifade ediyor.
Kuraklığın yalnızca “yağmur yağmaması” olarak algılanmaması gerektiğini belirten Türkeş, kuraklığın toprak neminin azalması, su kaynaklarının çekilmesi ve bitkilerin su alımının azalması gibi birçok boyutu olduğunu vurguluyor. Ağaçlar dışarıdan yeşil görünse de içlerindeki su miktarının azaldığını, bu durumun ormanların yangına karşı daha hassas hale gelmesine yol açtığını belirtiyor.
Sıcak hava dalgalarının kuraklık sonrası gelen riskleri artırdığını ifade eden Türkeş, gündüz sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerine çıkmasının bitkilerin daha fazla su kaybetmesine neden olduğunu belirtiyor. Bu süreçte toprak daha da kurur, yapraklar gevrekleşir ve orman zeminindeki kuru bitkiler hızla yanıcı hale gelir.
Yangın açısından sıcaklığın yanı sıra bağıl nemin de önemli olduğunu belirten Türkeş, nemin yüksek olduğu günlerde bitkilerin daha yavaş kuruduğunu, düşük nemin ise yaprakların ve ince dalların hızla su kaybetmesine neden olduğunu hatırlatıyor. Yangın riskinin en yüksek olduğu günlerin sıcak, kuru, kuvvetli rüzgarlı ve düşük nemli günler olduğunu vurguluyor.
Rüzgarın yangınların büyümesindeki rolüne de değinen Türkeş, yaz aylarında etkili olan poyraz rüzgarının bitkilerin su kaybetmesine ve alevlerin yayılmasına neden olduğunu ifade ediyor. Fön rüzgarlarının da yangın riskini artıran bir etken olduğunu belirtiyor. Özellikle Ege ve Akdeniz kıyılarında fön etkisinin görüldüğü günlerde yangın riskinin olağanüstü yükseldiğini belirtiyor.
Ormanın yakıt yüküne dikkat çeken Türkeş, ormanın yakıtının kuru otlar, çalılar, dökülmüş yapraklar ve ince dallardan oluştuğunu belirtiyor. İlkbaharda bol yağış alan yıllarda bitkilerin hızla büyüdüğünü, yazın ise bu bitkilerin kuruyarak orman zemininde yanıcı madde birikmesine neden olduğunu ifade ediyor. Yangın tehlikesinin, uzun süren kuraklık, sıcak hava dalgaları, düşük nem ve kurutucu rüzgarlar ile birlikte kuru bitki örtüsünün varlığında küçük bir kıvılcımın bile büyük bir yangına yol açabileceğini vurguluyor.




