Yenilenebilir enerji 2025’te nükleeri geride bıraktı
Yenilenebilir enerji, 2025’te güneş ve rüzgârın etkisiyle nükleer üretimi aştı. Küresel nükleer kapasite ise Çin dışındaki ülkelerde geriledi.
Yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik yatırımların hız kazanması, elektrik üretimindeki dengeleri değiştirdi. Dünya Nükleer Endüstrisi Durum Raporu 2026’ya göre güneş enerjisi, 2025’te ilk kez küresel ölçekte nükleer reaktörlerden daha fazla elektrik üretti. Rüzgâr enerjisi de eklendiğinde, yenilenebilir kaynakların toplam üretimi nükleer santrallerin üretiminin iki katını aştı.
Geçen yıl nükleer elektrik üretimi yüzde 1,1 artarken, güneş enerjisindeki yükseliş yüzde 30, rüzgâr enerjisindeki artış ise yüzde 8 oldu. Nükleerin küresel elektrik üretimindeki payı yüzde 9’dan yüzde 8,8’e gerileyerek son 45 yılın en düşük seviyesine indi. Bu oran, 1996’daki yüzde 17,5’lik zirvenin yaklaşık yarısına karşılık geliyor.
Nükleer kapasitede Çin etkisi
Küresel nükleer sektörde 2025 yılında devreye alınan reaktörlerden daha fazlası kapatıldı. Yıl boyunca dört reaktör şebekeye bağlanırken, yedi reaktör kalıcı olarak devreden çıkarıldı. Son 20 yılda ise 104 reaktör işletmeye alınmasına karşılık 106 reaktör kapatıldı. Yeni reaktörlerin yarısından fazlası Çin’de devreye girdi; Çin dışındaki ülkelerde nükleer kapasite geriledi.
2026 yılının ortası itibarıyla dünya genelinde 73 reaktörün inşası sürerken, bunların yarısından fazlası Çin’de bulunuyor. 2025’te yapımına başlanan 12 reaktörün dokuzu Çin’de, ikisi Rusya’da yer aldı. İşletmedeki nükleer santrallerin ortalama yaşı 32,9 yıla yükselirken, bu değer ABD’de 44, Fransa’da 40, Rusya’da 30 ve Güney Kore’de 25 yıl olarak kaydedildi.
1 Temmuz 2026 itibarıyla 31 ülkede 411 reaktör işletmede bulunuyor. İşletmedeki toplam kurulu güç, 2025 sonunda önceki yıla göre 0,5 gigavat azalarak 368,6 gigavata indi. Küresel nükleer elektrik üretimi ise 2 bin 703 teravatsaat seviyesine ulaştı. Üretimdeki sınırlı artışta Çin’in katkısı belirleyici olurken, Çin dışındaki ülkelerde nükleer üretim geriledi.
Raporda, nükleer santral inşaatlarının yaklaşık 10 yıl sürdüğü ve Batılı ülkelerde nükleer elektrik üretim maliyetinin güneş ve rüzgâra kıyasla oldukça yüksek olduğu belirtildi. Ayrıca Rusya’ya yönelik yaptırımların, Rosatom’un Türkiye ve Macaristan’daki projeleri de dahil olmak üzere çeşitli yurt dışı çalışmalarında gecikmelere yol açtığı ifade edildi.









