Çelik ticareti jeopolitik risklerle bölgeselleşiyor
Belgrad’daki SteelOrbis ve IREPAS toplantısında, korumacılık, jeopolitik riskler, yüksek maliyetler ve navlun baskısının çelik ticaretini nasıl dönüştürdüğü ele alındı.
İÇDAŞ’ın platin sponsorluğunda 27-29 Eylül tarihlerinde Belgrad’da gerçekleştirilen SteelOrbis 2026 Güz Konferansı ve 95. IREPAS Toplantısı, 302 kayıtlı katılımcıyı bir araya getirdi. Etkinliğe 15 ülkeden 36 çelik üreticisini temsilen 96 kişi ile 43 hammadde tedarikçisinden 75 delege katıldı. Belgian Scrap Terminal NV, Ege Çelik, Link Inspection Expertise Services Co. Ltd. ve Metalfer Group da konferansın diğer sponsorları arasında yer aldı.
IREPAS Başkanı Ioannis Manessis, açılış konuşmasında küresel çelik sektörünün jeopolitik çatışmalar, değişen ticaret rotaları, yüksek maliyetler ve zayıf talep nedeniyle daha çetin bir dönemden geçtiğini söyledi. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), koruma tedbirleri, gümrük vergileri ve hurda ticaretine yönelik kısıtlamalara dikkat çeken Manessis, piyasanın yönünü artık talepten çok maliyetlerin belirlediğini ifade etti. Bu nedenle talep zayıf kalmasına rağmen çelik fiyatlarının birçok pazarda yükseldiğini belirtti.
Korumacılık bölgesel piyasaların ağırlığını artırıyor
CELSA Group İhracat Direktörü Alex Gordienko, küresel ekonomiye yönelik beklentiler görece olumlu olsa da çelik sektörünün arz fazlası ve gerileyen uzun mamul tüketimiyle karşı karşıya bulunduğunu aktardı. Küresel uzun mamul tüketiminin 2026’nın ilk yarısında yıllık bazda yüzde 2 azaldığını belirten Gordienko, yıl genelinde uzun mamul, inşaat demiri ve filmaşin tüketiminde de düşüş beklenildiğini söyledi.
Ticaret önlemlerinin ihracat rotalarını ve ürün bileşimini değiştirdiğini dile getiren Gordienko, Çin’de nihai mamul ihracatı azalırken yarı mamul ihracatının artmasını bu dönüşüme örnek gösterdi. Artan ticaret engelleri ve talebin belirli bölgelerde yoğunlaşması sonucunda, geleneksel küresel çelik döngüsünün giderek bölgesel döngülere ayrıldığını ifade etti.
Metalfer Group Başkanı Branko Zecevic de korumacılığın üreticileri yerel ve yakın pazarlara yönelttiğini belirtti. AB üyesi olmayan Balkan ülkelerinde küçük ve parçalı pazarlar ile yetersiz koruma önlemlerinin, üreticileri düşük fiyatlı ithalatın baskısına açık hale getirdiğini söyledi. Zecevic, Sırbistan’da ithalat kotalarının uygulanmasının ardından ithalatın görünür tüketimdeki payının yüzde 56’dan yüzde 40’a düştüğünü aktardı.
SKDM ve DRI yatırımları gündemde
Midrex Technologies Genel Müdürü ve Teknik Satış Direktörü Vincent Chevrier, karbonsuzlaşma çabaları, elektrik ark ocaklı üretimin yaygınlaşması ve yüksek kaliteli hurda arzındaki sınırlamaların doğrudan indirgenmiş demir talebini artıracağını söyledi. Küresel DRI talebinin 2035’te 260 milyon metrik tona, 2050’de ise 500 milyon metrik tona ulaşmasının beklendiğini belirten Chevrier, 2035 yılındaki talebin yarısından fazlasının Avrupa ve MENA bölgesinden gelmesinin öngörüldüğünü aktardı. Yüksek kaliteli demir cevheri arzı, enerji maliyetleri ve finansmana erişimi ise büyümenin önündeki başlıca sorunlar olarak sıraladı.
SGS İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Çözümleri Küresel Ürün Müdürü Jerónimo Casas, şirketlerin emisyon izleme ve doğrulama süreçlerine şimdiden hazırlanması gerektiğini söyledi. Tesisin ve üretimde kullanılan girdilerin doğrulanmış emisyon verilerinin kullanılmasının SKDM maliyetini düşürebileceğini belirten Casas, yalnızca varsayılan değerlere başvurulmasının en yüksek maliyetle sonuçlanabileceğini ifade etti. SKDM kapsamında doğrulanmış raporların sunulması ve sertifikaların teslimi için son tarihin 30 Eylül 2027 olduğunu hatırlatarak şirketlere doğrulayıcı kuruluşlar ve tedarikçilerle erken aşamada iletişim kurma çağrısı yaptı.
Jeopolitik gelişmeler navlun baskısını artırıyor
Jeopolitik Stratejist ve danışmanlık şirketi FACE’in Kurucusu Velina Tchakarova, üretim maliyetleri ve fiyatların yanı sıra pazara erişim, tedarik zincirinin güvenilirliği ve mevzuata uyumun da çelik sektöründeki rekabeti belirleyen unsurlar haline geldiğini söyledi. Korumacı uygulamaların bazı pazarlarda kâr marjlarını destekleyebileceğini, ancak kapasite fazlasını ortadan kaldırmadığını ve yeni talep yaratmadığını belirten Tchakarova, arz fazlasının erişime açık pazarlara yöneldiğini ifade etti.
The Signal Group Kıdemli Piyasa Analisti Maria Bertzeletou, jeopolitik gelişmelerin çelik ticareti akışları, sefer mesafeleri ve navlun üzerindeki etkisinin güçlendiğini dile getirdi. Karadeniz’de savaş riski ve sigorta maliyetlerinin yükseldiğini belirten Bertzeletou, Rusya’nın bazı Karadeniz ve Azak Denizi limanlarından yaptığı çelik sevkiyatlarının temmuz-ağustos döneminde yıllık yaklaşık yüzde 79 gerilediğini söyledi. Hürmüz Boğazı’ndan geçen çelik sevkiyatlarının da ocak-ağustos döneminde yaklaşık yüzde 65 düşerek 3,8 milyon metrik tona indiğini aktardı. Yüksek bunker yakıtı fiyatlarının navlun üzerindeki baskıyı daha da artırdığına dikkat çekti.
Hammadde tedarikçileri komitesi başkanı Stena Metal International’dan Jens Björkman, yüksek navlun, enerji ve finansman maliyetlerinin yanı sıra hurda ihracatına yönelik olası kısıtlamaların hammadde ticaretini zorlaştırdığını söyledi. Ren Nehri’ndeki düşük su seviyelerinin Avrupa’daki hurda ve çelik taşımalarını aksattığını belirten Björkman, bu durumun bazı malzemelerin stoklarda kalmasına ve satışların ertelenmesine yol açtığını ifade etti.
Avrupa’da çelik kapasite kullanımının yaklaşık yüzde 65 düzeyinde bulunduğunu ve bu seviyenin sürdürülebilir olmadığını dile getiren Björkman, AB’den OECD üyesi olmayan ülkelere atık sevkiyatlarını etkileyebilecek değişikliklerin Kuzey Afrika ve Güney Asya’daki alıcılarla Avrupa’daki geri dönüşüm faaliyetlerini etkileyebileceğini söyledi. Avrupa’nın kendi çelik üreticileri için yeterli hurdaya sahip olduğunu belirten Björkman, ek ihracat kısıtlamalarına karşı çıktı.
Üretim ve ticaret koşullarının iyileştirilmesi çağrısı
Üreticiler komitesi adına konuşan Alex Gordienko, zorlu uluslararası ticaret koşullarına rağmen üreticilerin temkinli iyimserliğini koruduğunu söyledi. Enerji ve hammadde maliyetlerinin en azından kış sonuna kadar baskı yaratmayı sürdüreceğini belirten Gordienko, Avrupa’da konut, elektrik üretimi, veri merkezleri, savunma ve altyapı yenileme yatırımlarından kaynaklanan önemli bir talep potansiyeli bulunduğunu aktardı.
Bürokratik engellerin bu potansiyelin gerçek yatırımlara dönüşmesini zorlaştırdığını ifade eden Gordienko, Avrupa Birliği’nin pazarını koruma konusunda ilerleme kaydetmesine rağmen üretim ve yatırımları cazip hale getirecek koşulları oluşturmakta aynı başarıyı gösteremediğini söyledi. Koruma önlemleri ile SKDM’nin pahalı veya yetersiz enerji arzının yarattığı sorunları tek başına çözemeyeceğini vurguladı.
Tüccarlar komitesi başkanı SEBA Group of Companies Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su F.D. Baysal ise gümrük vergileri, navlun riskleri ve ithalata getirilen ek yükümlülüklerin çelik ticareti akışlarını daha bölgesel hale getirdiğini belirtti. Çin’in üretimini azaltmasına rağmen yüksek tonajlı ihracatını sürdürdüğünü söyleyen Baysal, ihracat lisansları ve KDV düzenlemelerindeki değişikliklerin ürün kompozisyonunu etkileyerek uzun mamullerin payını artırdığını ifade etti.
Orta Doğu’ya ve bölgeden yapılan sevkiyatlarda gemi bulmanın zorlaştığını dile getiren Baysal, tüccarların karar verirken çelik fiyatı ve navlunun yanı sıra sigorta giderlerini, değişen transit sürelerini ve teslimat belirsizliklerini de hesaba katması gerektiğini söyledi.




